1972 yılında Maraş’ın küçük bir
köyünde dünyaya gelen Gülay Yüce çok küçük yaşlarda müzikle ilişkilendi.
Henüz 6 yaşındayken bile bir aile geleneği olarak ablası gibi türküler
söylemeye başladı.
Ailesi ile birlikte 1989
yılında İngiltere’nin başkenti Londra’ya yerleşti. Müzik, onun için hayatın
önemli bir parçasıydı. "Türküler, dünyanın neresine gitseydim peşimden
gelecekti; çünkü benim içim türkülere yanıktı" diyordu bir sohbetinde. Ses
yeteneğini Londra’da düzenlenen çeşitli etkinliklerde ve organizasyonlarda
sergilemeye başladı. Kendisini geliştirmek için geleneksel Halk Müziği
alanında çalışmalar yapan ustaları dinleyip kendisini müzikal anlamda
geliştirmeye ve repertuarını da genişletmeye başladı.
1991 yılında Londra’da
düzenlenen bir ses yarışmasında Ses Kraliçesi seçildi. Bu yarışma
kendisinden daha emin olmasını sağladı ve profesyonel olarak müzik yapmak
istediğini anladı. 1995 yılında Rojda ve 1997 yılında da Berfin adında iki
kız çocuğu dünyaya gelince müzikal çalışmalarına bir süre ara vermek zorunda
kaldı.
Türkçe bilmeyen İngilizlerin
bile onu dinlerken “ağlayabilmesini” hiç unutamayacaktı...
Müzikal çalışmaları sırasında
en büyük destekçisi eşi oldu. Gülay Yüce 2006 yılında Duygu Müzik ve Sinan
Çelik ile bağlantıya geçti. Alanında, kaliteyi ilke edinmiş yapım firması
Duygu Müziği “markalaşan bir müzik okulu” olarak nitelendiren Gülay Yüce’nin
albüm çalışmalarının alt yapısı bir yıl sürdü. Ateşten Gömlek adlı ilk
albümünü 2007 Nisan ayında piyasaya çıkaran sanatçı, albüm çalışmalarını
Çetin Akdeniz, Sinan Çelik, Özlem Özdil, Tayfur Köse ve Güray Hafiftaş ile
birlikte yürüttü.
Salih Çetin imzalı ilk klibi
“Ateşten Gömlek” çeşitli televizyon kanallarında gösterime girdi. Avrupa ve
Türkiye’de bir çok televizyon kanalının müzik programlarına konuk olan
sanatçı izleyicilerinin yoğun isteği üzerine ikinci klibini çekmeye
hazırlanıyor. İkinci klibi için dinleyicilerinin beklentisine göre hareket
edeceğini ifade eden sanatçı bir taraftan da ikinci albümü için repertuar
hazırlığı yapıyor.
Anadolu’yu dolaşıp hem farklı
olan kültürleri tanımayı hem de derleme yapabilmeyi çok arzulayan sanatçı
bir yandan da nota ve solfej eğitimine yurtdışında devam ediyor. Güler
Duman, Sabahat Akkiraz, Musa Eroğlu, Mahsuni Şerif, Dursun Özdil, Mahmut
Erdal, Sıddık Doğan gibi değerleri sürekli okuyup dinlediğini ifade eden
sanatçı Geleneksel Halk Müziği alanında daha vereceği çok emeği olduğunu
ifade ediyor.